23 Eylül 2017 Cumartesi

Konsantrasyon!

Futbolcular ikiye ayrılır; derbi oynamayı bilenler ve bilmeyenler. Ülkemizde büyük takımlar bir transfer yaptığı zaman ilk derbisinden önce gazeteler geldiği ülkede oynadığı derbilerden bahsederler. Amaç oyuncunun derbi atmosferini kaldırabildiğini göstermektir. Bu oyuncular konsantrasyon seviyelerinin yüksek olması nedeniyle maçı olması gerektiği gibi yaşarlar.

Bugün de konsantre futbolcusu çok olan kazandı. Son zamanlarda izlediğim en ilginç maç oldu, 5 kırmızı kart, 3 gol, 2 penaltı ve tribüne giden 1 teknik adam. Maçı çok sevdiğim eski bir Beşiktaşlı dostumla izledim. Deplasman tribünlerinin dolmasıyla 45bin kişi içindeki tek Beşiktaşlı olmaktan kurtuldu. Maçtan önce bir çok Beşiktaşlı gibi Leipzig maçının "daha" önemli olduğunu düşünüyordu ama Şenol Güneş aynı tongaya düşmeyip ideal 11ini sahaya sürmüştü.

Fenerbahçe ise Aykut Kocaman'ın yeni düzeni 4-3-2-1 ile sahadaydı. Sakat Skrtel yerine Neustadter, Dirar yerine ise Mehmet Ekici vardı. Valbuena'nın geri dönüşlerdeki etkisizliği bu taktiği zorunlu kılıyor ancak Fenerbahçe için biçilmiş kaftan görüntüsünde şimdilik. Maç takımların birbirini test etmesiyle başlarken Fenerbahçe ilk yan ortasında penaltıyı yakaladı. Adriano ve Gökhan Gönül'ün yokluğunda sağ bekte oynayan Gary Medela hava topu mücadelesinde Janssen'i indirdi ve Giuliano Fenerbahçe'yi 1-0 öne geçirdi.

Bu dakikadan sonra Fenerbahçe topun arkasına 8+2 kişiyle geçip kaptığı topları duvar olmaya çalışan Vincent Janssen'e atma taktiğiyle oynadı. Bu plan aynı zamanda Beşiktaş'ın çok formda olan ileri dörtlüsünü başarıyla kilitledi. Babel, Talisman, Cenk ve Quaresma topla her buluştukları anda baskıyla karşılaştılar. İlk rakipten sıyrıldıkları anda ikinci Fenerli basarak topu aldı. Hatta ilk yarının sonlarında "derbi oynamayı bilmeyen" Quaresma sarı kartı varken kaptırdığı topta rakibin bileğine bastı ve takımını 10 kişi bıraktı. Şaşırtıcı değildi bu ancak geçtiğimiz 5 haftada 3 kere kırmızı görmesi gerekirken 6. haftada ilk kırmızısıyla tanıştı.

Eksik kalan rakip karşısında 1-0 önde olan Fenerbahçe artık farka yürür derken Giuliano'nun gereksiz top kaybı sonrası ara pasına hareketlenen Cenk son adam Luis Neto tarafından indirilince sahadaki oyuncu sayıları eşitlendi. Bu kart aynı zamanda umutsuzluk sinyali veren Beşiktaş takımını ve taraftarını uyandırdı. İkinci yarı başlarken soru işareti iki hocanın eksilen bölgeleri nasıl kapatacağıydı. Şenol Güneş sağ kanada Talisca'yı çekerken Aykut Kocaman sürpriz sayılabilecek bir şekilde Giuliano yerine Mehmet Ekici'yi oyundan aldı. Sürprizin büyüğü ise takım sahaya dizilince ortaya çıktı. Stoperde Mehmet Topal değil, Josef Souza vardı. Bu dizilişi daha önce sahada hiç denemeyen Aykut Kocaman olası bir kötü sonuçta zor durumda kalabilirdi, iyi sonuç aldığına göre de hakkını vererek tebrik edelim.

İkinci yarı Fenerbahçe'nin bolca alan kapatıp hızlı akınlar aramasıyla geçerken Beşiktaş ikinci bölgede Oğuzhan - Atiba - Babel üçlüsüyle bolca pas yapsa da Caner'in isabetsiz kanat ortaları sonucu gole gidemedi. Medel'in hücuma katkısının yetersiz kalması nedeniyle Şenol Güneş (belki de ilk başta yapması gerektiği gibi) Atiba'yı sağ beke çekti. Fenerbahçe'nin bir hücumunda Janssen sırtına Tosic'i alıp kaleye yürümeye başladı ve pozisyon elle müdahale sonucu penaltıyla sonuçlandı.İkinci penaltıda Vincent Janssen topun başına geçti ve takımını rahatlattı. Pozisyonda sarı kartı olan Atiba elle müdahale sonucu ikinci sarıdan kırmızı görürken, Tosic'in rakibi formadan çekmek nedeniyle ikinci sarısının es geçildiğini düşünüyorum. Ali Palabıyık'ın Beşiktaş'ın ofsayt diye kesilen gol pozisyonu ve Cenk Tosun'un penaltı pozisyonlarında hatalı kararlar vererek Beşiktaş'ı da oyundan düşürdüğünü söyleyebiliriz.

Fenerbahçe'nin rahatlığı uzun sürmedi, zira 9 kişilik Beşiktaş Fenerbahçe ceza sahası içinde topa iki kez kafayla vurarak golü buldu. Bitime bir kaç dakika kala oyun yeniden hareketlendi ancak sayısal üstünlük sayesinde top bizde kalır ve maç böyle biter diye düşünüyordum, ancak İsmail'in sahada olduğunu unutmuşum. Santra ile beraber kendisine gelen ilk topu kötü kontrol eden ve üzerine rakibin bileğine basarak kırmızı kart gören İsmail Köybaşı takımını da ateşe attı. Neyse ki son dakikalar bir futbol mucizesine sahne olmadı ve deplasmanda Fenerbahçe galibiyeti gören son çocuklar liseye de başladılar.

Söze konsantrasyon diye başladık, başarılı olanlara da ayrı bir parantez açalım. İsla, Josef, Ozan ve Janssen bugün üst düzey bir konsantrasyon ile oynadılar.

Carlos Kameni : (8/10) Kalede güven verdi ancak önündeki 4+3 oyuncuya çok şey borçlu. Ayağına hakim olması geriden oyun kurmayı seven benim çok hoşuma gidiyor. Cenk Tosun'un kafası dışında iş düşmedi, onda da gerekeni yaptı.

Mauricio Isla : (9/10) Maçın görünmeyen kahramanlarından. Rakibin en formda silahı Ryan Babel'i başarıyla savundu. Dahası tehlikeli orta ustası Caner Erkin'e de yetişti.

Roman Neustadter : (7/10) İyi bir yedek, fazlasını beklemek doğru değil. Bugün görevini yerine getirdi, hava toplarında kritik hata yapmadı.

Luis Neto : (6/10) İyi stoperde, ayağı son derece düzgün. Kırmızı kart gördüğü pozisyonda yerini çabuk alabilmek için Cenk'in üzerine gitmek yerine Cenk'i çizgiye doğru baskılamaya çalışsa maçı kazanırken bu kadar zorlanmazdık.

Hasan Ali Kaldırım : (6/10) Kapasite bu kadar, fazlasını beklemek doğru değil. Top ayağında iken rakibin üzerine gitmeye çekinen, gidince de saçma bir top kaybı yapan bir oyuncudan bahsediyoruz.

Mehmet Ekici : (8/10) Koşu mesafelerine bakmadım ancak ilk yarının en çok koşan 3 isminden biri olduğunu düşünüyorum. Koşmakla kalmadı, top çıkarırken savunmaya yardım etti, üstüne kilidi açan asisti yaptı. Neto'nun kırmızı kartı ona 45 dk oynama izni verdi, haftaya bıraktığı yerden devam etsin.

Josef Souza : (10/10) İlk yarı 6 numara nasıl oynanır dersi verdi, ikinci yarı stoper nasıl oynanırı öğretti. Konsantrasyonun sözlük anlamıydı bugün ve görevini tam anlamıyla yerine getirdi. Yeni düzen ona da yaradı.

Ozan Tufan : (9/10) Gizli kahramanların ikincisi de Ozan Tufan. 70 dakika boyunca iyi mücadele etti, kendisinden görmeye alışık olmadığımız şekilde 3 kere ceza sahası içinde gol pozisyonuna girdi. Şimdilik orta üçlüdeki yeri garanti.

Giuliano : (7/10) Beklentilerin gerisinde gibi görünüyor ancak oynadığımız sistem ona da yabancı muhtemelen, zaman içerisinde verimi artacak. Geriye iyi niyetiyle yardım ediyor ancak hücuma katkısı henüz Valbuena düzeyinde değil. Bu mevkiinin hakkı daha fazla ara pası ve uzaktan şut.

Mathieu Valbuena : (7/10) Süper bücür bugün tutuktu, daha doğrusu takımın en etkili silahı olarak durdurulacak ilk oyuncu konumundaydı. Özgüveniyle takımını rahatlattı ancak diri rakiplere karşı sol kanatta 60 dakikadan fazla oynaması zor.

Vincent Janssen : (9/10) Günün baş kahramanlarından. İlk golü yaptırdı, ikinci golü hem yaptırdı hem attı. Gol atmaktan öte özlediğimiz santrafor performansı sergiliyor. Gelip duvar oluyor, top saklıyor, rakibi sırtına alıp ileri gidiyor. Takımla uyumu arttıkça verimi yükselecek.

Mehmet Topal : (4/10) Oyuna girişiyle iyi işleyen ön libero mevkiini bozdu. Ayağına gelen çoğu topu rakibe attı, müdahaleleri yetersizdi. Görünen o ki bu sezon yedek kulübesinde bekleyecek, sakatlık sonrası dönemidir diye umuyorum ancak Topal'ın topu oyuna sokma yönü hep böyleydi. Kesiciliği de gerilerse sahada yeri kalmaz.

Alper Potuk : (5/10) Sol kanadı hareketlendirmek adına oyuna girdi ancak konsantrasyonu çok zayıftı. Oynadığı 30 dakika içinde ileri taşıdığı tek topta Ozan Tufan'ı gördü ancak Ozan'ın beceriksizliği / şanssızlığı sonrası asisti güme gitti. Sakatlık sonrası Ekici'nin yedeği olarak bekleyecek gibi görünüyor.

İsmail Köybaşı : (1/10) Ne denir ki sana İsmail, bir çuval inciri berbat ediyordun.

Aykut Kocaman : (9/10) Bravo Aykut Kocaman, kocaman bir bravo hem de. Öncelikle 2.5 senedir aynı mantalite ve birbirini ezberlemiş oyuncular ile oynayan Beşiktaş'ın oyununu çözmüş. İleri dörtlüye yaptığı baskıyla adım attırmadı. Kalesinde 2 duran top dışında büyük bir tehlike görmedi. Golü çabuk bulmasıyla işi kolaylaştı, ancak takımın hissettirdiği bir gole daha ihtiyaç olsa onu da atacağımız yönündeydi. İlk 4 hafta işe yaramayan 4-2-3-1 düzeninden vazgeçti ve 4-3-2-1'i hızlıca takıma adapte etti.  Yaptığı değişiklikler zorunluluktandı ancak oyunu elinde tutmayı başardı. Bravo Aykut Kocaman, böyle devam!

Özetle; derbiye daha iyi konsantre olan oyuncu sayısı Fenerbahçe'de daha fazla olunca galip gelen Fenerbahçe oldu. Bu galibiyetle deplasmanda Fenerbahçe galibiyeti görmemiş çocuklar seneye liseye başlayacak yaşa geldi. Hakemin hatalı bir kaç kararı doğrudan skora etki edebilirdi ancak bugün sahada kazanmayı daha çok isteyen Fenerbahçe'ydi. Galibiyete mecbur olan Fenerbahçe ligin zirvesine tırmanışını sürdürdü ve yarışın içinde kaldı, Beşiktaş ise Leipzig ve Trabzon maçları öncesi hem çok yoruldu hem de 3 kritik oyuncusunu kaybetti.

1 yorum: