Maçın öncesine gidelim. Haftasonu derbiyi 90 dakika izleyemediğim için yorum yazmadım. Özet üzerinden yazacak olsam Aykut Kocaman'ın oyuna müdahaleler konusundaki yetersizliğinden ve gole en yakın ikili olan Giuliano ve Fernandao'nun 75. dakikadan sonra topa sadece Beşiktaş golleri sonrası santra vuruşlarında dokunduklarını yazardım. Beşiktaş ezici bir oyunla hak ederek galip geldi. Kupa maçında benzer bir manzara Aykut Kocaman için sıkıntılı günlerin başlangıcı anlamına gelecekti. İki takım da hafta sonu yorulan yıldızlarını kenara almayı tercih etmişti. Beşiktaş 5, Fenerbahçe 7 yeni oyuncuyla sahadaydı hafta sonuna göre. Tabii hafta sonu oynanan lig maçının telafisi nispeten mümkündü ancak kupa maçı 180 dakikalık bir serüvendi ve maç 0-0 başlıyordu.
Beşiktaş bu sefer maçın başında üstünlüğünü kabul ettirdi ve ilk 15 dakika içerisinde öne geçmeyi de başardı. Fenerbahçe'de Mehmet Topal Avrupa ve ligden sonra kupada da bireysel hata yaparak halkayı tamamlamayı başardı. Aynı Mehmet Topal 4 dakika sonra kariyerinin en iyi asistlerinden birine imza atarken Roberto Soldado golcülüğünü konuşturdu. Skora gelen dengeyle oyun da dengelendi. Yorgun iki boksör gibi dakikaların geçmesini bekliyordu adeta iki takım da. Derken bir ikili mücadelede tartışan iki futbolcunun arasına giren sarı kartlı Alper Potuk rakibini iterek hakeme "bana ikinci sarıyı gösterir misin lütfen" dedi. Muhteşem bir zeka ürünü olan bu hareket sonucu Fenerbahçe 10 kişi kaldı. 10 kişi kalınca gelen enerji Mehmet Ekici'nin zekası ve Şener Özbayraklı'nın şansıyla birleşince Fenerbahçe 1 kişi eksiğe rağmen öne geçmeyi başardı. Tabii şans derken pozisyon gol olmasa Vida'ya kırmızı kart ve penaltı ile sonuçlanması daha iyi bir şans mı olurdu bilemiyorum. Devreden hemen önce gelişen Beşiktaş kontra atağında Lens yaklaşık 50 metre önüne kimse çıkmadan top sürdü ve son vuruş öncesi gereğinden fazla bekleyince Hasan Ali yetişti ve pozisyonunu bozdu.
Devre arasında Şenol Güneş rakibin eksik olmasının avantajını kullanmak adına iki yıldız kanat oyuncusunu sahaya sürdü. Bunlardan IQ'su düşük olanı bugün oynamak istemiyor olacaktı ki 6 dakika sonra kırmızı kart görmeyi başararak rüzgarı Fenerbahçe lehine çevirdi ve Şenol Güneş'in baskı planları suya düştü. 45-75 arası bölümde Beşiktaş çizgilerden ortalarla etkili olmaya çalışsa da Volkan Demirel'i pek zorlayamadılar. Ne var ki ikram sırası Volkan Demirel'deydi ve maçın başından beri ikinci sarı kartını görmek için kaşınan IQ'su düşük futbolcuya hakem Fırat Aydınus daha fazla tahammül edemedi ve onu da soyunma odasına gönderdi. Böylece rüzgar bir kere daha yön değiştirdi ve Beşiktaş 1 fazla oynamanın avantajını şansın da yardımıyla gole çevirdi. 2-2'den sonra bolca yan ortaya rağmen gol bulamadılar ve kupa yarı finalinin ilk ayağı 2-2 sona erdi.
Volkan Demirel : (1/10) Ne kadar kurtarış yaparsa yapsın, isterse 90'da penaltı çıkarsın.. Bu kaleye layık değil, bu kadar kolay kart görmenin altında nasıl bir gerçek yatıyor merak ediyorum.
Şener Özbayraklı : (9/10) Fenerbahçe adına derbinin yıldızı. Hafta sonu da kötü değildi, hatta bir şutunu Medel çizgiden son anda çıkarmıştı. Bugün golüyle ve savunmadaki müdahaleleriyle beraberlikte önemli bir pay sahibi oldu.
Roman Neustadter : (7/10) Hafta sonu oynanan maçta Negredo karşısında zayıf kalmış olsa da bugün Skrtel ile beraber savunmayı toparlamayı başardı.
Martin Skrtel : (7/10) Savunmanın lideri kendini iyice özletmişti, geri dönüşüyle beraber hava toplarındaki etkinliğimiz gözle görülür ölçüde arttı.
Hasan Ali Kaldırım : (7/10) Hafta sonu forma şansı olsa Quaresma'ya bu kadar alan bırakmazdı ve maç daha farklı sonuçlanabilirdi belki. Bugün Lens'i ve Gökhan'ı tek başına iyi durdurdu.
Aatıf Chahechouhe : (4/10) Neden oynadığını bilemiyorum, olay gerçekten sadece koşu mesafesi ise ben de 1 aylık idman sonrası rahatlıkla girerim şu takıma. Aatıf'tan da fazla katkı vereceğimi garanti ederim. Bugün ceza sahası dışından burunla şut çekmeye çalıştığını da tarihe not olarak düşelim.
Mehmet Topal : (7/10) Alınan beraberliğin kahramanlarından o da. Hafta sonu 90 dakika oynadığı yetmezmiş gibi bugün 30 dakikadan uzun bir süre 10 kişi, 15 dakika ise 9 kişi oynayan takımın açıklarını kapadı.
Josef Souza : (6/10) Pazar gününden sonra mücadele gücü biraz düşük göründü gözüme. Gayet kabul edilebilir bir durum tabii ama sezon genelinde ikinci yarıda bir düşüş yaşadığını söylemek mümkün.
Mehmet Ekici : (8/10) Sen neredeydin be adam! Sen sakatlanmasan biz şu an liderdik biliyor musun? Sahadaki sakinliği, topa hakimiyeti ve oyun görüşü bu takımda sayılı oyuncuda var. Giuliano ve Valbuena ile beraber oynadığı takdirde performansını katlayacağını düşünüyorum. Çalışmaya ve kuvvetlenmeye devam Ekici!
Alper Potuk : (1/10) Bir başka umutsuz vaka. Futbola sarı kart kuralının neden eklendiğini anlatmak gerek kendisine. Bu tür hareketleri yapma, yoksa oyundan atılırsın demek olduğunun farkında değil sanırım.
Roberto Soldado : (7/10) İspanyol golcü bugün tek bir pozisyonda sahneye çıktı, onda da tam olması gereken yerdeydi. Bu maç onun maçı değildi ne yazık ki, zorunluluktan oynadı. İç sahada kurtaracağı maçlar olacak önümüzdeki haftalarda.
Nabil Dirar : (6/10) Topla oynayıp takımı ileri taşımak için oyuna girdi ancak takım eksik kalınca tüm gücünü savunma yönüne kullanmak durumunda kaldı.
Mathieu Valbuena : (7/10) Kariyerinde belki de ilk defa tek santrafor oynadı ve Pepe'den kafa topu almayı başardı bir kaç kere. Futbolcu zeki olunca fizik, kondisyon vs bir yere kadar önem arz ediyor, önemli olan futbolcunun aklıyla oynaması.
Carlos Kameni : (4/10) Oyuna ısınamadan girdi ve bunun doğal sonucu olarak golü kalesinde gördü.
Aykut Kocaman : (7/10) Hafta sonundan bu yana geçen kısa arada takımını aynı rakibe karşı yeni bir maça motive etmeyi başarmış, kötü ve yetersiz denilen kadrosundan 7 farklı oyuncuyla sahaya çıkmış Aykut hoca. Oyunun gidişatı gereği yapabileceği mantıklı hamleleri yaptı, muhtemelen Giuliano kozunu son çeyrek saate saklamıştı ancak Volkan planları bozdu. Bu maçla beraber Fenerbahçe'nin başında çıktığı son 15 kupa mücadelesinden namağlup ayrılmayı başardı Aykut Kocaman, kupanın artık bir önemi kalmış olmasa da önemli bir istatistik!
Özetle; 4 günde iki derbi bizim futbolculara göre değilmiş. Bunun farkındaki teknik direktörler de sahaya diri takımlarını sürmeyi tercih ettiler. Yaşlı Beşiktaş yoğun tempoda hafif gördüğü bu maçta dinlenmeyi tercih etti, Fenerbahçe hafta sonu sahada ezildiği rakibine karşı onur mücadelesinden beraberlikle ayrıldı ve rövanş maçı öncesi avantaj elde etti. Bakalım takımların yorgunlukları hafta sonu oynanacak kritik lig mücadelelerine nasıl yansıyacak?
Bir dipnot da Quaresma'ya; bir sezonda oynanan 3 derbinin ikisinde kırmızı görüp birinde maçın yıldızı olan 7 numaraya Ricardo Quaresma denir. 4. derbide kırmızı kart görmeyeceğini iddia eden var mı?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder