Muhteşem bir zafer sonrası böyle bir başlık kel alaka duruyor olabilir ancak dün bu gerçek az kalsın canımızı yakacaktı. Sezonun en önemli galibiyetini aldı Fenerbahçe, rakibi Manchester United'ı 2-1 mağlup ederek. Son haftalarda gelen galibiyetlerle rüzgar artık iyice arkamızda. Peki maç yazısının başlığı neden bu şekilde?
Fenerbahçe ortalama bir sezonda 50 maç yapıyor, bunların 40 tanesinde kapalı rakibi açmaya çalışıyor, 6-7 tanesinde kendi ayarında bir rakiple kafa kafaya oynuyor, 3-4 tanesinde de kalenin önüne otobüs park etmeye çalışıyor. Dünkü maç otobüs park etme maçıydı. Feyenoord'un ilk maçtaki sürpriz Manchester galibiyeti sebebiyle grupta işler karışmıştı ve Fenerbahçe'nin sahadan en az 1 puanla ayrılmaması halinde gruptan çıkma ihtimali neredeyse tükenecekti. O yüzden 1 puana bile razıydık ve otobüsü kalenin önüne park edecektik, zira rakipte Rooney, İbrahimoviç, Rashford ve Martial gibi dünyada neredeyse her takımda ilk 11 oynayacak düzeyde forvetler vardı.
Sezondaki 50 maçın sadece 3-4 tanesini savunma öncelikli mantaliteyle oynamaya çalışınca takımın şaftı kayıyor. Daha doğrusu kadro buna göre kurulmadığı için hücum hattı (özellikle kanatlar) savunma yaparken bocalıyor. Dün Fenerbahçe'nin işini kolaylaştıran golün 69. saniyede gelmesi oldu. Öyle ki, gol olduğunda sahadaki 22 futbolcudan 8 tanesi henüz topa dokunmamıştı bile. Golü atan "Sowaşata" isimli kahramana da tebrikler, hem muazzam golü için hem de kendisini 11de sahaya süren Advocaat'ı haklı çıkardığı için.
Gol çok erken gelince maçın anlayışı değişti, belki kafa kafaya oynanacak ilk yarı henüz 1. dakikadan itibaren Fenerbahçe yarı alanında geçmeye başladı. Fenerbahçe topu her kaptığında ya nefes almak için anlamsızca ileri uzaklaştırıyor ya da hızlı bir hücuma çıkmaya çalışırken 4. saniyede top kaybı ile sonuçlanıyordu. İşte bu yüzden geri oynamak ayıp değil diyorum. Rakip ilk dakika golüyle şoka uğramış, sakin olup bol pas yapmamız gereken dönemde topu ayağına her alan hücuma giderken pas hatası yapıyordu. Oysa ligde oyunu sağdan sola, soldan sağa rahatlıkla çevirdiğimiz gibi bekler, stoperler ve ön liberolar arası yapılacak paslarla oyunu soğutup tempoyu düşürebilirdik. İlk yarı boyunca Volkan Şen bir kaç kere özgüven gösterip topu ayağında tutarak faul aldı ve nefeslenme imkanı bulduk. Rakip baskı kurdu desek bile topu bir türlü Fenerbahçe ceza sahasına sokamadılar, savunma hattımızın önünde top çevirdiler ancak. Volkan en rahat maçlarından birini oynadı Avrupa arenasında.
İkinci yarı işler değişir mi diye düşünürken aynı düzen devam etti. Sahne sırası Jeremain Lens'teydi ve muazzam bir frikikle fileleri havalandırdı. Ancak bu golden sonra Fenerbahçe biraz sakinleşti, top çevirmeye başladı. Hatta bir ara paslaşmalarda oley sesleri yankılandı stadda. Emenike rakibe kıyamamış olacak ki 4-5 olabilecek maçı 2-0'da tuttu. Rakibin tek tehlikeli atağı 89'da Rooney'in güzel şutu oldu, o da gol oldu zaten. Rooney'in golünden sonra yine azap dakikaları yaşadık, uzatmalarda bir tane daha yiyorduk neyse ki İsmail yerinde hazır bekliyordu ve golü çıkardı.
Bu sonucun yanında Zorya - Feyenoord maçının berabere bitmiş olması da galibiyetin anlamını iki katına çıkardı. Şimdi içeride Zorya'yı (mümkünse farklı) mağlup ettikten sonra Feyenoord deplasmanından alınacak bir puan bizi üst tura taşıyacak. Duruma göre ikili averaj ve genel averaj hesaplarıyla mağlup olsak bile tur atlama ihtimalimiz var, tabii o maçlara kadar köprünün altından daha çok sular akacak.
Bir parantez de Kadıköy'ü 8-9 ay sonra ilk kez hınca hınç dolduran taraftarlara. Tribünler sizinle güzel, bu takımı yalnız bırakmayın. Atmosferin etkisini ölçmek mümkün değil ama takıma ne kadar olumlu etki ettiğini sahada gözlemliyoruz. Desteğe devam!
Volkan Demirel : (7/10) Önündeki blok sayesinde rahat bir maç çıkardı. Neredeyse top kurtarmadan, yere yatmadan maçı tamamladı. 35 yaşın deneyimine yakışmayacak şekilde kalesini terk etti 1-2 pozisyonda. Son dakikalarda yan toplarda daha dikkatli olmalıydı.
Şener Özbayraklı : (8/10) Günün görünmez kahramanlarından. Azimle mücadele etti 90 dakika boyunca, yerini hiç kaybetmedi. Maça çok konsantreydi, belli ki rakibini iyi çalışmıştı. Karşısındaki hızlı kanat oyuncularına orta imkanı vermedi.
Simon Kjaer : (7/10) O da günün iyi isimlerindendi. Ön liberoların yakın oynaması sebebiyle rakiple birebir kalmadı hiç.
Martin Skrtel : (8/10) İngiltere'de uzun yıllar oynamanın avantajı ve soğukkanlılığı vardı. Rakiplerine hava topu vermedi hiç, tek pozisyonda müdahalede geç kaldı ve sarı kartı da orada gördü. Rooney'in ofsayt olmayan pozisyonunda çabuk davrandı ve yerine bir müdahale gerçekleştirdi.
Hasan Ali Kaldırım : (7/10) İstatistik tablosunda adı yazan 3 Fenerbahçe'liden biri. İstediği gibi bir orta yapmasa da Moussa Sow jeneriklik bir gol attı. Savunma anlamında sakin olmayı bir türlü beceremedi. Aldığı topların çoğunu kaybetti.
Mehmet Topal : (8/10) Bitmek tükenmek bilmeyen bir kondisyon sergiledi. Savunmanın açıklarını kapattı, hücumlara destek vermeye çalıştı. Frikik öncesinde faulu aldı ve golü bir anlamda hazırlamış oldu. Hafta sonu aynı ayarda bir faule penaltı çalınınca yer yerinden oynamıştı, bu hareketin Avrupa arenasında da faul olduğunu öğrenmiş olduk.
Josef de Souza : (8/10) O da savunmanın önündeki kahramanlardandı. Hata yaptığı tek pozisyonda Rooney golü attı. Dünkü rolü tamamen savunma odaklıydı, bu yüzden hücuma hiç katılmadı. Pogba'nın sakatlanıp çıkması da elini rahatlattı.
Alper Potuk : (6/10) Dünün en çok pas hatası yapan ve top kaybeden ismi. Orta sahanın ortasında oynamasına rağmen bu bölgede topla hiç buluşmadı neredeyse. Pas vermesi gereken yerde top sürdü, top sürmesi gereken yerde pas vermeyi tercih etti. Mücadelesi nedeniyle ilk 11deydi, onun da hakkını verdi ama oyun kalitesini bir kaç seviye yukarı çekmesi gerekiyor.
Jeremain Lens : (9/10) Bu sezon Fenerbahçe'nin her şeyi. Sakatlandığı maçlarda yaşadığımız çöküş de ortada, iyi olduğu maçlarda neler yapabildiği de. Emenike yerine Semih Şentürk gibi bir golcümüz olsa dün 2 veya 3 asistle maçı bitirebilirdi. Frikikteki vuruşu muhteşemdi ve ancak o noktaya vurulduğu takdirde gol olurdu. Hücumun yanı sıra maç boyunca sağ bekte adam kovaladı,
Moussa Sow : (9/10) "Sowaşata" benzetmesine bayıldım, özlemiştik bu tür klas gollerini. Elimizde pres yapabilecek, savunma yapmayı bilen tek santrafor olduğu için ilk 11de sahaya çıktı. Ödülünü de 69. saniyede aldı. Taraftara muazzam bir gece yaşattı. Lens ve Volkan'ın dönemediği pozisyonlarda bile geri koşarak kanatları kapatmaya uğraştı.
Volkan Şen : (7/10) Hücum anlamında bildiğimiz Volkan'ın çok gerisindeydi ancak aldığı fauller ve savunmaya yaptığı yardım takım savunmasına büyük katkı sağladı.
Emmanuel Emenike : (1/10) Öyle bir forvet ki, faul almayı bilmiyor, top saklamayı beceremiyor, gol vuruşlarında ise günü gününü tutmuyor. Dünkü maçı 2 gol atarak, 1 kırmızı kart gösterterek ve 1 penaltı yaptırarak bitirebilirdi rahatlıkla. Ama bizimki golleri kaçırdığı gibi oyunda kaldığı 20 dakikalık sürede pres yapmaya dahi tenezzül etmedi.
Roman Neustadter : (5/10) Otobüsü park ettiğimiz dakikalarda emniyet sübabı olarak oyuna girdi. Pek etliye sütlüye karışmadı.
İsmail Köybaşı : (6/10) Oyunda kaldığı 7 dakika boyunca tek bir pozisyonda sahneye çıktı, o pozisyonda da olması gereken yerdeydi ve gol olmak üzere olan topu çizgi üzerinden çıkardı.
Dick Advocaat : (8/10) Dünkü senaryoyu o da beklemiyordu ancak 4-1'lik maçın intikamını aldı ve belki daha da önemlisi takıma maç 1-0'ken nasıl oynaması gerektiğini öğretmiş olduğunu gösterdi. Formda bir van Persie'yi sahada göremeyince sinirlenen taraftar Sow'un golü ve iyi performansı sonrası sözlerini geri aldı.
Özetle; Manchester - Fenerbahçe çekişmesinde durum 3-3 oldu. 4 gol yediğimiz maçın rövanşında sahaya karakter koymak önemliydi ve bunu başardık. Farklı kazanabilecek fırsatları da yakalamışken 2-1'lik galibiyetle yetinmek üzüntü veriyor ama grup aşamasında önemli olan 3 puandı. Zorya galibiyeti ve Feyenoord beraberliği bize turu getirecek, dünkü oyunla iki takımı da yenebileceğimizi göstermiş olduk. İçeride Galatasaray, Zorya, Beşiktaş gibi bir seri bekliyor bizi. Bu maçlarda 45bin taraftarın altına düşmeden galip gelirsek devre arasında Avrupa'da yolumuza devam ederken ligde de kafa kafaya gelmiş oluruz.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder