Dün
Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunda önemli bir maç vardı. Galatasaray’ın puan
kaybı, şampiyonluk konusunda iplerin yeniden Fenerbahçe’nin eline geçmesi
demekti. Zira rakiplerinin ne yaptığıyla ilgilenmeden önündeki 11 maçı
kazanması halinde şampiyonluk garantiydi. Futbolcular da rakip puan kaybetti,
biz rahat kazanırız nasılsa psikolojisiyle çıktılar sanıyorum maça. Sanki
derbiyi 7 gün önce değil, dün oynamış gibiydi takım.
Öncelikle
tebrikleri iletelim. Petroviç sezonun en güzel gollerinden birini attı
muhtemelen. Bu gol aslında Akhisar maçının bir kopyasının yaşandığı maçın ilk
işaretiydi. Gençlerbirliği’nin ilk yarı boyunca kaleye geldiği 2-3 pozisyondan
biriydi. Topun gittiği yer itibariyle kaleciye suç bulmak zor. Rakip kaleci
Ramazan aut atışını çabuk kullanıp Fenerbahçe’nin geç geri dönüşünü
cezalandırmış oldu. Pozisyonda rakip santraforun topu kontrol etmesine, alan
kontrolü yapıp çizgide topu saklamasına ve arkadaşı gelince ona aktarmasına
sadece eşlik eden Mehmet Topal ve Caner baş sorumlulardı. İlk yarının en çok
koşanı olan Diego bir adım daha önce yetişebilse gole engel olabilirdi.
Bir
diğer tebrik de Mustafa El Kabir’e. Ligin tozunu atacak nitelikte bir oyuncu.
Stancu gibi Gençlerbirliği’nin gol yükünü çeken bir oyuncunun yokluğunda hem
iyi performans gösterdi, hem de golünü atıp galibiyeti getirdi.
Gelelim
madalyonun diğer yüzüne. İsmail Kartal kağıt üzerinde geçen haftanın kazanan
kadrosunu çıkararak doğru bir iş yapmıştı ancak Diego’nun deplasmanda
kaybolduğunu unutmuştu muhtemelen. Meireles ile başlayıp duruma göre Diego’yu
değerlendirmek daha doğru olabilirdi. Kalede Volkan takımın zorla almış olacağı
bir puanı da (belki şampiyonlukla beraber) rakibe hediye etti. Gökhan derbinin
yorgunluğunu atamamış sanırım, adım atacak hali yoktu. Güzel getirdiği bir topu
Emre dışarı attı ancak maçın son dakikalarında çaprazdan yaptığı vuruş
Fenerbahçe kariyerinde bilmem kaçıncı kere karşı karşıya kaçırdığı goldü. Bruno
Alves’in geçen haftalardaki hırsını göremedik, kendisinden 20 cm kısa olan El
Kabir’e bolca hava topu verdi. Egemen’in sakatlığı ciddi değildir umarım,
mağlubiyetten çok onun kaybına üzülürüm. Mağlubiyeti sindiremeyen birkaç
oyuncudan biri Egemen. Yerine giren Bekir neden yedek kulübesinde olduğunu
hatırlattı bizlere sağ olsun. Caner de günü asistle, hatta son dakikada Webo’nun
kafasına kondurduğu topu da sayarsak 2 asistle tamamladı. Ama onun da
yorgunluğu belli ediyordu kendini, son dakikalarda gelen golde adamını
bırakması da bir hataydı.
Orta
alanda Emre günün şaşırtan ismiydi. Sezon başından bu yana oynadığı her maçın
en iyilerinden olan Emre bugün sürekli saklandı. Mehmet Topal ön liberonun pek
girmediği bir yerde pozisyona girip golünü attı ama puana yetmedi. Diego da
deplasmanlardan alışmış olduğumuz üzere tutuktu. Son 30 dakika oyuna giren
Alper alıştığımız etkiyi gösteremedi.
Gelelim
sahanın hatta sezonun en kötüsü olan hücum hattına. Sow sezon başından bu yana
olduğu gibi yine sahanın en kötülerindendi, buna rağmen istikrarlı bir şekilde
her hafta ilk 11 başlıyor garanti almış gibi. Karşısında ligin ağır
stoperlerinden Sedat Bayrak ve Ahmet Çalık oynuyor ama Sow’un onlarla mücadele
etmeye mecali dahi yok. Emenike de sezonun kötülerinden. Karşısında oynayan
orta sahadan bozma bek Hakan Aslantaş sarı kartla oynuyor ancak bir kere bile
rakibi geçtiğini göremedim. Vurdumduymazlığı ise bambaşka. Kuyt mücadele
ediyor, koşuyor falan ama verim düzeyi onda da çok düşük. Orta sahada yumuşak ayaklı
pas yapan oyunculara eşlik etmeye çalıştığı her pozisyon top kaybı yapıyor.
Webo da formayla artık son 10 maçına hazırlıyor kendini sanırım. Eskiden oyuna
girdiğinde skora direkt etki eden bir Webo vardı ancak son dakikada kaçırdığı
golle getiremediği puan belki de şampiyonluğu götürecek.
Gelelim
kulübenin yıldızı İsmail Kartal’a. Çıkardığı kadro bir oyuncu dışında doğru,
yaptığı değişiklikler konusunda geç kaldı. Kısacası bugün sınıfta kaldı Arap
İsmail. Basın toplantısını izlemedim ama eminim “oyuncularımı tebrik ediyorum”,
”iyi mücadele ettik”, “gol pozisyonlarında şanssızdık”, “önümüzdeki maçlara
bakacağız” cümlelerinden en az 3 tanesini kullanmıştır tahmin ediyorum. Hafta
içi Fenerbahçeli bir arkadaşımla konuşuyorduk, ikimiz de önümüzdeki sene
muhtemelen gidilecek şampiyonlar liginde yeni bir teknik direktöre ihtiyacımız
olduğunu, İsmail’in o koltuğu dolduramayacağını düşünüyoruz. Potansiyel isim
olarak Paul Le Guen geldi aklımıza, eskimeyen aşkımız. Bekleyip görelim sezon
sonu ne getirecek.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder