15 Mart 2015 Pazar

Sahaya Çıkmadan Maçı Kazandığını Sananlar

                Dün Fenerbahçe’nin şampiyonluk yolunda önemli bir maç vardı. Galatasaray’ın puan kaybı, şampiyonluk konusunda iplerin yeniden Fenerbahçe’nin eline geçmesi demekti. Zira rakiplerinin ne yaptığıyla ilgilenmeden önündeki 11 maçı kazanması halinde şampiyonluk garantiydi. Futbolcular da rakip puan kaybetti, biz rahat kazanırız nasılsa psikolojisiyle çıktılar sanıyorum maça. Sanki derbiyi 7 gün önce değil, dün oynamış gibiydi takım.

                Öncelikle tebrikleri iletelim. Petroviç sezonun en güzel gollerinden birini attı muhtemelen. Bu gol aslında Akhisar maçının bir kopyasının yaşandığı maçın ilk işaretiydi. Gençlerbirliği’nin ilk yarı boyunca kaleye geldiği 2-3 pozisyondan biriydi. Topun gittiği yer itibariyle kaleciye suç bulmak zor. Rakip kaleci Ramazan aut atışını çabuk kullanıp Fenerbahçe’nin geç geri dönüşünü cezalandırmış oldu. Pozisyonda rakip santraforun topu kontrol etmesine, alan kontrolü yapıp çizgide topu saklamasına ve arkadaşı gelince ona aktarmasına sadece eşlik eden Mehmet Topal ve Caner baş sorumlulardı. İlk yarının en çok koşanı olan Diego bir adım daha önce yetişebilse gole engel olabilirdi.

                Bir diğer tebrik de Mustafa El Kabir’e. Ligin tozunu atacak nitelikte bir oyuncu. Stancu gibi Gençlerbirliği’nin gol yükünü çeken bir oyuncunun yokluğunda hem iyi performans gösterdi, hem de golünü atıp galibiyeti getirdi.

                Gelelim madalyonun diğer yüzüne. İsmail Kartal kağıt üzerinde geçen haftanın kazanan kadrosunu çıkararak doğru bir iş yapmıştı ancak Diego’nun deplasmanda kaybolduğunu unutmuştu muhtemelen. Meireles ile başlayıp duruma göre Diego’yu değerlendirmek daha doğru olabilirdi. Kalede Volkan takımın zorla almış olacağı bir puanı da (belki şampiyonlukla beraber) rakibe hediye etti. Gökhan derbinin yorgunluğunu atamamış sanırım, adım atacak hali yoktu. Güzel getirdiği bir topu Emre dışarı attı ancak maçın son dakikalarında çaprazdan yaptığı vuruş Fenerbahçe kariyerinde bilmem kaçıncı kere karşı karşıya kaçırdığı goldü. Bruno Alves’in geçen haftalardaki hırsını göremedik, kendisinden 20 cm kısa olan El Kabir’e bolca hava topu verdi. Egemen’in sakatlığı ciddi değildir umarım, mağlubiyetten çok onun kaybına üzülürüm. Mağlubiyeti sindiremeyen birkaç oyuncudan biri Egemen. Yerine giren Bekir neden yedek kulübesinde olduğunu hatırlattı bizlere sağ olsun. Caner de günü asistle, hatta son dakikada Webo’nun kafasına kondurduğu topu da sayarsak 2 asistle tamamladı. Ama onun da yorgunluğu belli ediyordu kendini, son dakikalarda gelen golde adamını bırakması da bir hataydı.

                Orta alanda Emre günün şaşırtan ismiydi. Sezon başından bu yana oynadığı her maçın en iyilerinden olan Emre bugün sürekli saklandı. Mehmet Topal ön liberonun pek girmediği bir yerde pozisyona girip golünü attı ama puana yetmedi. Diego da deplasmanlardan alışmış olduğumuz üzere tutuktu. Son 30 dakika oyuna giren Alper alıştığımız etkiyi gösteremedi.

                Gelelim sahanın hatta sezonun en kötüsü olan hücum hattına. Sow sezon başından bu yana olduğu gibi yine sahanın en kötülerindendi, buna rağmen istikrarlı bir şekilde her hafta ilk 11 başlıyor garanti almış gibi. Karşısında ligin ağır stoperlerinden Sedat Bayrak ve Ahmet Çalık oynuyor ama Sow’un onlarla mücadele etmeye mecali dahi yok. Emenike de sezonun kötülerinden. Karşısında oynayan orta sahadan bozma bek Hakan Aslantaş sarı kartla oynuyor ancak bir kere bile rakibi geçtiğini göremedim. Vurdumduymazlığı ise bambaşka. Kuyt mücadele ediyor, koşuyor falan ama verim düzeyi onda da çok düşük. Orta sahada yumuşak ayaklı pas yapan oyunculara eşlik etmeye çalıştığı her pozisyon top kaybı yapıyor. Webo da formayla artık son 10 maçına hazırlıyor kendini sanırım. Eskiden oyuna girdiğinde skora direkt etki eden bir Webo vardı ancak son dakikada kaçırdığı golle getiremediği puan belki de şampiyonluğu götürecek.


                Gelelim kulübenin yıldızı İsmail Kartal’a. Çıkardığı kadro bir oyuncu dışında doğru, yaptığı değişiklikler konusunda geç kaldı. Kısacası bugün sınıfta kaldı Arap İsmail. Basın toplantısını izlemedim ama eminim “oyuncularımı tebrik ediyorum”, ”iyi mücadele ettik”, “gol pozisyonlarında şanssızdık”, “önümüzdeki maçlara bakacağız” cümlelerinden en az 3 tanesini kullanmıştır tahmin ediyorum. Hafta içi Fenerbahçeli bir arkadaşımla konuşuyorduk, ikimiz de önümüzdeki sene muhtemelen gidilecek şampiyonlar liginde yeni bir teknik direktöre ihtiyacımız olduğunu, İsmail’in o koltuğu dolduramayacağını düşünüyoruz. Potansiyel isim olarak Paul Le Guen geldi aklımıza, eskimeyen aşkımız. Bekleyip görelim sezon sonu ne getirecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder