Ligin bitimine 12 maç kalmış, Fenerbahçe rakiplerine
şampiyonluğu altın tepside sunuyor adeta. Karşısında ligin zayıf ekiplerinden
Torku Konyaspor var ama rakibi yenmek adına ortaya hiçbir şey koymuyor sarı
lacivertliler. Yeni stadıyla Konya, Türkiye’nin yeni futbol mabedi. En yüksek
doluluk oranı Konya’da oynanan maçlarda, üç büyüklerin iç saha maçlarından bile
fazla. Yazının ilk tebriği stada ve futbol oynamayı elverişli hale getiren
zemine.
Fenerbahçe’nin
iki sezondur ideal 11’ini herkes ezberledi. Kalede Volkan, geri dörtlüde
Gökhan-Alves-Egemen-Caner, önlerinde Meireles-Mehmet Topal-Emre, ileride
Kuyt-Emenike-Sow. Dün bu ideal 11’in 4’ünden mahrum olarak çıktı sahaya Fenerbahçe.
Ancak en garip tercih şüphesiz savunma hattındaydı. Ligin ilk yarısında uzunca
bir süre hemen her hafta gol yedikten sonra Egemen’in dönüşüyle ve Alves’in
form tutmasıyla beraber son 9 maçta sadece 3 gol görmüştü kalesinde Fenerbahçe.
Volkan ve Caner’in yokluğu olumsuz bir faktördü zaten, bir de üzerine yabancı
sınırlaması nedeniyle kenarda kalan Alves eklenince savunma iyice dağıldı.
Mert’in
ilk 8 dakika içinde iki hatalı çıkışının biri tehlike, diğeri gol oldu. Artık Volkan’ın
yerine Mert’in kaleyi devralması gerektiğine inananlar var ancak ben Mert
kaledeyken nedense güven duymuyorum. İyi bir yedek olduğundan bahsedebiliriz
ancak konsantrasyon eksikliğinden midir bilmiyorum, ilk 11’de çıktığı maçları
genelde en az bir hatayla tamamlıyor ve bu hata pahalıya mal oluyor. Son 4 sene
içinde çeşitli dönemlerde forma giydiği 20 lig maçının 11 tanesinde puan
kaybetmiş Fenerbahçe. Hepsinde hatalıdır demek doğru değil ama kendini
yeterince hazır tutmadığı da bir gerçek.
Şok
golün ardından Fenerbahçe’nin kendini toparlaması zaman aldı. İlk yarıda Gökhan’ın
son dakikalardaki şutu dışında gol pozisyonu yoktu neredeyse. Gökhan demişken,
iki haftadır kaçırdığı basit goller belki de takımın 5 puanına mal oldu.
Türkiye’nin koşu mesafesi ve pozisyon bilgisi olarak en iyi sağ beki
diyebiliriz ancak top tekniği sıralamasında çok gerilerde. Şöyle bir düşündüm
en son ne zaman istediği yere ortalayarak asist yapmıştır diye, aklıma Türk
Telekom Arena’daki ilk derbi geldi. Alex’in 87’de kafayla köşeye bıraktığı top
sonrası 2-1 kazanılan mücadele.
Torku Konyaspor’un
gol atmaya pek mecali yoktu. Zaten kaleci hatasıyla maçın başında golü bulunca
tekrar gelmeyi düşünmediler. Maçı da 2 gol pozisyonuyla bitirdiler, yani Fenerbahçe
savunmasına iş düşmedi. Düştüğü pozisyonda da işini yapamadılar ne yazık ki.
Kadlec’in sol bek performansı ise çok yetersizdi. Caner’i daha çok arıyor
Fenerbahçe bu tür günlerde. Egemen hırsının ödülünü golle aldı, ilk yarı
sonunda Gökhan’a yaptığı gol olmayan asist ise Diego’dan beklediğimiz ama
göremediğimiz hareketlerdendi.
Selçuk
Şahin’in oynadığını iddia edenler var ama ben göremedim sahada kendisini. Son
haftalara oranla çok etkisizdi. Topal da takımın durgun oyununa uyum
sağlamıştı. Emre oyuna girene kadar bütün duran topları Raul Meireles kullandı
ve bu topların yarısını kaleci alırken, diğer yarısına Konyasporlu savunma
oyuncuları vurdu. Emre’nin yaptığı ilk orta gol oldu. İsmail Kartal’ın
Meireles-Diego tercihi de tartışılır. Emre’nin maç öncesinde kendini iyi
hissetmemesi nedeniyle kadronun son dakikada değiştiği söylendi. Emre’nin
olmaması orta sahanın yaratıcılığını çok aşağı çekti. Bu noktada Meireles
yerine Diego’yla başlamak (en azından ikinci yarı başında) daha mantıklı bir
tercih olabilirdi. Diego 90. dakikada sol baldırına darbe alarak düştü, hakem
penaltı olarak değerlendirmedi. Benim de ilk yorumum Diego’nun penaltı almak
adına darbeyi beklediği yönündeydi, oysa iki adım ötede kaleyi cepheden gören
Emre’ye topu bıraksa Fenerbahçe sahadan galibiyetle ayrılabilirdi.
Hücum
hattı evlere şenlik son haftalarda olduğu gibi. Moussa Sow geldiğinden beri en
kötü performansını sergiliyor, oyuna olumlu katkısı hiç yok. Emenike çabalıyor
gibi görünüyor ancak o da verimsiz. Kuyt da son 1.5 senedir hem skora katkı
yapan, hem 90 dk mücadele eden oyuncu görüntüsünden uzakta. Webo oyuna
girdikten sonra ligin en çok katkı veren oyuncusuydu ancak onda da yaşlanmanın
etkileri artık net olarak görünüyor. Ciddi bir revizyona ihtiyacı var Fenerbahçe’nin
transfer döneminde.
Son
olarak İsmail Kartal diyelim. Maçtan sonra verdiği röportajlarda kullandığı
belli kalıplar var. “İyi mücadele ettik”, “performanstan memnunum”, “oyuncularımı
kutluyorum”, “şanssızdık”… Gerçekten maça ilişkin değerlendirme yaptığını
neredeyse hiç hatırlamıyorum. Oyuncularını medyanın önüne atmamak adına
eleştirmiyor ama bu kadar verimsiz hücum hattıyla şampiyonluğu kaçıracağının
farkında değil gibi. Önünde 3 kritik maç var, içeride Galatasaray, dışarıda
Gençlerbirliği ve yine Kadıköy’de Beşiktaş. 9 puan alamazsa şampiyonluk hayal
olur, bunun farkındadır umarım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder