23 Mart 2015 Pazartesi

Yarış Yeniden Başlıyor vol. 2

Fenerbahçe bir sezonda 4 tane derbi maç oynar Beşiktaş ve Galatasaray’la, ikisi içeride ikisi dışarıda olmak üzere. 3 tanesini rahat rahat izlerim, sonucu kestirmek %90 oranda mümkündür. Kadıköy’de Fenerbahçe GS’yi yener, Türk Telekom Arena’da GS’ye yenilir, deplasmanda Beşiktaş’ı büyük oranda yener ya da berabere kalır. Gel gelelim Kadıköy’deki Beşiktaş maçları hep muammadır. Evet, son BJK galibiyeti 2005’te yaşanmış ama hatırladığım son 10 karşılaşmanın hemen hepsinde iki takımın da maçı kazanmayı hakedecek düzeyde oynadığı, maçların ya berabere ya da şansın yardımıyla Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle tamamlandığı.

Maç öncesinde Beşiktaş, Avrupa Ligi’nden elenmenin ve üç gün önce zorlu bir 90 dakikayı geride bırakmış olmanın yorgunluğuyla çıkıyordu sahaya. Fenerbahçe ise 2 hafta önce elde ettiği avantajı geçen hafta Ankara deplasmanında rakiplerine iade etmiş, yeniden ölüm kalım maçına çıkıyordu.
Dizilişlerle başlayalım. Maç öncesi durumu soru işareti olan birkaç oyuncu vardı Fenerbahçe’de. Gökhan Gönül’ün adı maç öncesi ilk 11’de açıklandı ancak son dakikada sahaya Mehmet Topuz çıktı. Onun dışında sahaya çıkan kadro formsuz oyuncular düşünüldüğünde ideale yakın bir Fenerbahçe ilk 11’iydi. Orta alana dinamizm katacak üçlü ve kanatlarda arı gibi çalışan Kuyt ve Alper ikilisiyle rakibe boş alan bırakmayacaktı Fenerbahçe, araya bir tane gol de sıkıştırınca iş tamam diyecekti.

Biliç’in sahaya sürdüğü kadro da Fenerbahçe’nin oyununu bozmak amacıyla kurgulanmıştı. Orta alanda mücadele gücü yüksek Veli ve Atiba’yı top hakimiyeti yüksek olan Gökhan Töre, Tolgay ve Sosa ile desteklemişti. 4 tane ileri geri çalışan orta saha ile Fenerbahçe’nin bütün hücum kurgusunun yapıldığı orta alanı domine edecekti. Gökhan Töre ve Demba Ba’nın bir hızlı hücumdaki uyumundan gelecek gol ise Biliç’in hayallerini süslüyordu.

Bu şartlar altında başladı karşılaşma. Beşiktaş orta alanda Fenerbahçe’nin oyunu kuracak oyuncularına yakın oynayarak pas trafiğini bozmaya çalışıyor, top kendilerine geçince de stoperler ve ön liberolar arasında bol pas oyununu başlatıyordu. Hal böyle olunca ilk 20 dakika heyecansız ve pozisyonsuz bir şekilde geride kaldı. Derken Beşiktaş savunmasının ilk hatasında Emenike kaleciyle karşı karşıya kaldı ve nasıl olduğunu hala anlamadığım bir şekilde topu üstten auta attı. Ligin ikinci yarısında Trabzon, Akhisar ve Galatasaray maçlarında benzer pozisyonları harcamış olması sebebiyle kredisi iyice yerlerde olduğundan tribünlerin tepkisi sert oldu. Profesyonel diye bildiğimiz Emenike, daha da hırslanıp gol için kendini parçalamak yerine yıllık 2.5 milyon euroyu gol atmak için aldığını unutup formayı çıkararak sahadan çıkmak istedi. Tribünler daha da galeyana geldi böylece, devrenin kalanı bir sinir harbi şeklinde geçti.

İsmail ‘Maşa’ Kartal devre arası onayı aldıktan sonra Emenike’yi oyundan alabildi ve ikinci yarıya Webo ile başladı. Kuyt’ın beklenmedik sakatlığı ile Diego oyuna girdi ve değişiklik hakları tamamlanmış oldu Fenerbahçe’nin, üstelik kadroda 90 dakikayı tamamlamakta zorlanan 35lik Emre, 60’tan sonra adım atmakta zorlanan Mehmet Topuz ve sakatlıktan yeni çıkan Egemen sahadayken.  Beşiktaş ilk yarıda istediğini elde etmenin rahatlığıyla ikinci yarı hücumlara daha etkin çıkmaya başladı. Ciddi bir kaç gol pozisyonundan yararlanamadılar, Fenerbahçe’nin bu bölümdeki tek gol girişimi Alper’in uzaktan yaptığı isabetsiz iki plaseydi. Günay gibi ligde oynadığı maç sayısı bir elin parmağını geçmeyecek tecrübesiz bir kaleciyi zorlamayadı Fenerbahçe hücum hattı.

Dakikaların ilerlemesiyle gol umudu iyice azalmış, herkes 4 puan farkın nasıl kapanacağını düşünürken Webo sahneye çıktı. Önce topu indirdi, sonra Sow’a al da at artık dedi. Sezonun en kötüsü Sow kendisinden bekleneni yaptı ve Kadıköy’ü 90+1’de ayağa kaldırdı. Bu gol galibiyet demekti ve üç takım arasındaki yarış bitime 9 hafta kala yeniden başlıyordu.
Bireysel performanslara gelirsek; Volkan kalesinde pek güven vermedi ancak Demba Ba’nın etkisiz bir gününde olması sayesinde zorlanmadan maçı tamamladı.

Mehmet Topuz aylar sonra forma şansı buldu, ilk 60 dakika iyi çalıştı ancak pili bitince hücuma hiç katılmadı. Diego’nun sağ açığa bakıp geri dönmek zorunda kaldığı en az 5 pozisyon hatırlıyorum. Egemen ve Alves maçın yıldızlarıydı. Bir tane bile hava topu bırakmadılar rakibe. Caner karşısında ligin etkili isimlerinden Gökhan Töre’nin olması sebebiyle savunma tedbirini elden bırakmadan oynadı, dolayısıyla hücuma katkısı kısıtlı kaldı.

Orta alanda Mehmet Topal yine görevini yaptı. Emre maçın başka bir yıldızıydı. Stadda Biliç’e ettiği küfürleri görmediğim için gayet sakin bir derbi tamamladığını düşünüyordum ama beni haksız çıkardı. Buna rağmen oyunu yönlendirmesi her zamanki gibi iyiydi. Meireles sakatlık kurbanı oldu, umarım milli maç arasında tedavisi tamamlanır. Diego ısınmadan oyuna girdi, bir kaç pası dışında beklenen etkiyi gösteremedi.

Hücum hattında Alper karşısında ağır kalması beklenecek Serdar’ı zorlayamadı. Uzaktan yaptığı 2 plase kaleyi bulmadığı için etkisizdi. Emenike oyunda kaldığı süre boyunca yine yokları oynadı. Tek şansı bu olayların ardından milli maç arasının gelmesi ve gündemin biraz soğuyacak olması, sezonun geri kalanında forma şansı bulursa şanslı bence. Kuyt da günün etkisizlerindendi, sakatlık yüzünden bir devre oynayabildi. Oyuna sonradan giren Sow bir günü daha ahlar vahlar içinde tamamlayacakken bir anda kahramana dönüştü. Webo ise geçen sezon olduğu gibi bu takımı şampiyonluk potasında tutan oyuncu adeta. Geçen sezon sonradan girip attığı goller, bu sezon yaptığı asistler ile göz dolduruyor. Yaşı itibariyle 90 dakika oyunda kalacak bir gücü yok ancak yorgun rakibe karşı hava toplarında çok üstün hale geliyor.


Kulübeye gelecek olursak İsmail Kartal’a pek iş düşmedi bugün iki değişikliğin sakatlıktan dolayı yapılması nedeniyle. Üçüncü olanı da devre arası değil, forma çıktığı saniye yapmalıydı ancak onayı almak için devre arasını beklemek zorunda kaldı. Takımın kendi yönetiminde olmadığını, İsmail’in statüsünün oyunculardan daha aşağıda olduğunu biliyorduk zaten. Dün de iyice ayyuka çıktı, dünkü olay Fenerbahçe’nin önceki teknik direktörlerinden hangisinde yaşanmış olursa olsun çok farklı sonuçlar çıkardı ortaya. Kendisine olan inancım resmen sıfır düzeyine inmiş durumda. Sezon sonu sonuç ne olursa olsun, bir sağdaki koltuğa geçmeyi kabul etmezse yolları ayırmak gerekiyor kendisiyle.

1 yorum:

  1. Bu saatten sonra Anadolu kulüplerinden sürpriz puan kaybetmeyen takım şampiyon olur. Bu konuda Fenerbahçe dezavantajlı durumdadır, kesin galibiyet alır denilen maçlarda puan kaybetmektedir. Beşiktaş'ın durumu belirsizliğini koruyacak olmasına rağmen bir sürpriz yapabilir.

    YanıtlaSil