Ligin kaderini belli etmeye potansiyeli taşıyan günlerden
biriydi 8 Mart 2015. Fenerbahçe 1-0 galip gelerek bu yarışın henüz bitmediğini
hatırlattı. Galatasaray’ın hücum hattının formda, Fenerbahçe hücum hattının ise
dibe vurmuş olması sebebiyle acaba o sene bu sene mi sorusu yeniden
akıllardaydı ancak tribünlerdeki 50bin taraftarın 3 puanı hediye etmeye hiç
niyeti yoktu.
Maç öncesiyle başlayalım yoruma. İsmail Kartal’ın sahaya
süreceği 10 oyuncu belliydi zaten. 11. oyuncu olarak Meireles yerine Diego’yu oynatarak risk
almıştı, bu aynı zamanda rakibe ben sahaya gol atmak için çıkıyorum mesajı
vermekti. Hamza Hamzaoğlu’nun tercihleri ise tartışmaya açıktı. Stoperde
haftalardır iyi oynayan Chedjou-Koray ikilisi yerine Chedjou-Hakan Balta
sahadaydı. Melo’nun görevi Hamit Altıntop’a verilmişti. Sol açıkta oynayan
Telles’in görevi karşısında oynayan Gökhan’ın bindirmelerine engel olmaktı. Sağ
açıkta ise Bruma beklenirken Umut Bulut şans buldu.
Maça gelecek olursak 90 dakikayı iki bölümde incelemek
mümkün, ilk 20 dakika ve son 70 dakika şeklinde. Beklenti Fenerbahçe’nin maça
baskıyla başlayıp gol bulana kadar saldıracağı yönündeydi ancak sahada tam
tersi bir görüntü vardı. Maça konsantre olarak başlayan taraf Galatasaray’dı ve
2 tane de tehlikeli gol pozisyonu buldular. Bu bölümde santrafor oynayan Burak
Yılmaz’ın orta sahaya yaklaşarak duvar olması Galatasaray hücumlarını
olgunlaştıran ve hızlandıran bir unsurdu. Ancak ne olduysa 20. dakikadan sonra
Burak sahadan silindi ve Galatasaray’ın pas kurgusu bozuldu.
20. dakikadan sonra kontrolü ele alan Fenerbahçe ilk yarı
sonuna kadar Galatasaray’ı kendi sahasına hapsetti ancak hücum hattı son
haftalardaki verimsiz futboluna devam edince ataklar sonuç vermedi. İkinci
yarıda da ataklarla başladı Fenerbahçe. Sow’un maçtaki tek olumlu hareketi olan
şutunu Muslera iyi bir refleksle çıkardı. Emre’nin direkten dönen topu ise
şanssızlıktı. Bu dakikalarda uzaktan gelen şutları kalesinden uzak tutan Volkan
takımının maça tutunmasını da sağlıyordu. Maçın son 10 dakikasında artık 0-0
biter diye düşünürken Webo’nun indirdiği uzun topla Mehmet Topal sol açıktaki Kuyt’ı
gördü. Kuyt da adeta topu iğne deliğinden geçirdi ve Muslera’yı avladı. Golün hemen
ardından gelen Yasin’in şutunu çıkaran Volkan alınan 3 puanın 2’si benim
diyordu adeta.
Bireysel performanslara bakacak olursak;
Volkan 4 hafta aradan sonra üst düzey bir performansla
döndü. Galatasaray’ın kaleyi bulan 4 iyi şutunda gole izin vermeyerek formda
olduğunu gösterdi.
Gökhan kanadını oldukça iyi kullandı ancak ortaları genelde
olduğu gibi isabetsizdi. Bruno Alves ve Egemen görevlerini yerine getirdiler, rakibe
hava topu bırakmadılar. Caner geçen sezon alıştığımızdan bir tık daha
aşağıdaydı ancak sol bek olarak görevini yerine getirdi.
Mehmet Topal maçın iyilerindendi, hem Sneijder’e adım
attırmadı, hem Fenerbahçe akınlarını arkadan kontrol etti. Goldeki asisti ise
futbol zekasının ürünüydü. Emre Belözoğlu yıllanmış şarap gibi, bugün maçın en
iyi 3 oyuncusundan biriydi desem pek itiraz çıkmaz. 90 dakika durmadan pres
yaptı, top ayağındayken hep olumlu kullandı. Sinirlerine de hakim olunca
kendisinden iyi bir orta saha oyuncusu bulmak zor gerçekten. Diego geldiğinden
beri en iyi oyunlarından birini oynadı. Fizik gücü hala yeterli düzeyde değil
ama atakları iyi koordine etti oynadığı süre boyunca. İkinci yarıda bir
pozisyonda Alper’i çabuk görse gol daha erken gelebilirdi.
Kuyt maçın tek golünü atarak kahraman oldu. Verimsiz hücum
hattının en iyisiydi, mücadelesi bildiğimiz gibiydi ama onun da geldiği
günlerdeki performansının çok gerisinde olduğunu söylemek gerek. Sow maçın
Fenerbahçe adına en kötüsüydü, haftalardır böyle zaten. Tek olumlu hareketi sol
ayağıyla çektiği şuttu. Emenike yine vasat günlerinden birindeydi, kafa vuruşunun
gol olmaması şanssızlıktı ama karşısında oynayan Sabri’ye karşı daha etkili
olmasını beklerdim.
Alper sakatlığın etkilerini tam olarak atamamış gibiydi,
sakatlık öncesindeki formuna 1-2 hafta içinde ulaşır sanıyorum. Diego’nun
yerine giren Webo golde asistin asistini yaptı. Oynadıkları süre boyunca hava
topu alamayan Sow ve Emenike’ye karşın sadece 15 dakika oyunda kalan Webo
indirdiği hava topuyla golün yolunu açmış oldu. Selçuk da oyunu garantiye almak
için girdi ama topla buluştuğu tek pozisyon Galatasaray golüne sebep olacaktı
az kalsın.
İsmail Kartal ise şanslı günlerinden birindeydi. Çıkardığı
kadro doğru, değişiklikler doğru ancak gole bakacak olursak şans yanındaydı.
Takım 70 dk boyunca rakibi ezdi ancak organize bir tane hücum yok. Takım adeta
çıkıp bildiğiniz gibi oynayın anlayışıyla sahaya çıkmıştı. Çizgiye yaklaşıp
üçgen kurup sonra uzun topla ters kanada oynamak gibi çizilmiş oyun hiç yok Fenerbahçe’nin
düzeninde. Teknik direktör olarak en zayıf kaldığı yanın bu olduğunu
düşünüyorum. Sonuç olarak sahadan istediğini alarak ayrıldı ve 16 senelik seri
onun yüzünden bozulmamış oldu.
Sonuç itibariyle yarış yeniden başladı. Üç takımın da
avantajları ve dezavantajları bulunuyor. Önümüzdeki iki hafta yarışta
belirleyici olabilir, bekleyip görelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder