9 Mart 2015 Pazartesi

Yarış Yeniden Başlıyor


Ligin kaderini belli etmeye potansiyeli taşıyan günlerden biriydi 8 Mart 2015. Fenerbahçe 1-0 galip gelerek bu yarışın henüz bitmediğini hatırlattı. Galatasaray’ın hücum hattının formda, Fenerbahçe hücum hattının ise dibe vurmuş olması sebebiyle acaba o sene bu sene mi sorusu yeniden akıllardaydı ancak tribünlerdeki 50bin taraftarın 3 puanı hediye etmeye hiç niyeti yoktu.

Maç öncesiyle başlayalım yoruma. İsmail Kartal’ın sahaya süreceği 10 oyuncu belliydi zaten. 11. oyuncu  olarak Meireles yerine Diego’yu oynatarak risk almıştı, bu aynı zamanda rakibe ben sahaya gol atmak için çıkıyorum mesajı vermekti. Hamza Hamzaoğlu’nun tercihleri ise tartışmaya açıktı. Stoperde haftalardır iyi oynayan Chedjou-Koray ikilisi yerine Chedjou-Hakan Balta sahadaydı. Melo’nun görevi Hamit Altıntop’a verilmişti. Sol açıkta oynayan Telles’in görevi karşısında oynayan Gökhan’ın bindirmelerine engel olmaktı. Sağ açıkta ise Bruma beklenirken Umut Bulut şans buldu.
Maça gelecek olursak 90 dakikayı iki bölümde incelemek mümkün, ilk 20 dakika ve son 70 dakika şeklinde. Beklenti Fenerbahçe’nin maça baskıyla başlayıp gol bulana kadar saldıracağı yönündeydi ancak sahada tam tersi bir görüntü vardı. Maça konsantre olarak başlayan taraf Galatasaray’dı ve 2 tane de tehlikeli gol pozisyonu buldular. Bu bölümde santrafor oynayan Burak Yılmaz’ın orta sahaya yaklaşarak duvar olması Galatasaray hücumlarını olgunlaştıran ve hızlandıran bir unsurdu. Ancak ne olduysa 20. dakikadan sonra Burak sahadan silindi ve Galatasaray’ın pas kurgusu bozuldu.

20. dakikadan sonra kontrolü ele alan Fenerbahçe ilk yarı sonuna kadar Galatasaray’ı kendi sahasına hapsetti ancak hücum hattı son haftalardaki verimsiz futboluna devam edince ataklar sonuç vermedi. İkinci yarıda da ataklarla başladı Fenerbahçe. Sow’un maçtaki tek olumlu hareketi olan şutunu Muslera iyi bir refleksle çıkardı. Emre’nin direkten dönen topu ise şanssızlıktı. Bu dakikalarda uzaktan gelen şutları kalesinden uzak tutan Volkan takımının maça tutunmasını da sağlıyordu. Maçın son 10 dakikasında artık 0-0 biter diye düşünürken Webo’nun indirdiği uzun topla Mehmet Topal sol açıktaki Kuyt’ı gördü. Kuyt da adeta topu iğne deliğinden geçirdi ve Muslera’yı avladı. Golün hemen ardından gelen Yasin’in şutunu çıkaran Volkan alınan 3 puanın 2’si benim diyordu adeta.

Bireysel performanslara bakacak olursak;

Volkan 4 hafta aradan sonra üst düzey bir performansla döndü. Galatasaray’ın kaleyi bulan 4 iyi şutunda gole izin vermeyerek formda olduğunu gösterdi.

Gökhan kanadını oldukça iyi kullandı ancak ortaları genelde olduğu gibi isabetsizdi. Bruno Alves ve Egemen görevlerini yerine getirdiler, rakibe hava topu bırakmadılar. Caner geçen sezon alıştığımızdan bir tık daha aşağıdaydı ancak sol bek olarak görevini yerine getirdi.
Mehmet Topal maçın iyilerindendi, hem Sneijder’e adım attırmadı, hem Fenerbahçe akınlarını arkadan kontrol etti. Goldeki asisti ise futbol zekasının ürünüydü. Emre Belözoğlu yıllanmış şarap gibi, bugün maçın en iyi 3 oyuncusundan biriydi desem pek itiraz çıkmaz. 90 dakika durmadan pres yaptı, top ayağındayken hep olumlu kullandı. Sinirlerine de hakim olunca kendisinden iyi bir orta saha oyuncusu bulmak zor gerçekten. Diego geldiğinden beri en iyi oyunlarından birini oynadı. Fizik gücü hala yeterli düzeyde değil ama atakları iyi koordine etti oynadığı süre boyunca. İkinci yarıda bir pozisyonda Alper’i çabuk görse gol daha erken gelebilirdi.

Kuyt maçın tek golünü atarak kahraman oldu. Verimsiz hücum hattının en iyisiydi, mücadelesi bildiğimiz gibiydi ama onun da geldiği günlerdeki performansının çok gerisinde olduğunu söylemek gerek. Sow maçın Fenerbahçe adına en kötüsüydü, haftalardır böyle zaten. Tek olumlu hareketi sol ayağıyla çektiği şuttu. Emenike yine vasat günlerinden birindeydi, kafa vuruşunun gol olmaması şanssızlıktı ama karşısında oynayan Sabri’ye karşı daha etkili olmasını beklerdim.

Alper sakatlığın etkilerini tam olarak atamamış gibiydi, sakatlık öncesindeki formuna 1-2 hafta içinde ulaşır sanıyorum. Diego’nun yerine giren Webo golde asistin asistini yaptı. Oynadıkları süre boyunca hava topu alamayan Sow ve Emenike’ye karşın sadece 15 dakika oyunda kalan Webo indirdiği hava topuyla golün yolunu açmış oldu. Selçuk da oyunu garantiye almak için girdi ama topla buluştuğu tek pozisyon Galatasaray golüne sebep olacaktı az kalsın.

İsmail Kartal ise şanslı günlerinden birindeydi. Çıkardığı kadro doğru, değişiklikler doğru ancak gole bakacak olursak şans yanındaydı. Takım 70 dk boyunca rakibi ezdi ancak organize bir tane hücum yok. Takım adeta çıkıp bildiğiniz gibi oynayın anlayışıyla sahaya çıkmıştı. Çizgiye yaklaşıp üçgen kurup sonra uzun topla ters kanada oynamak gibi çizilmiş oyun hiç yok Fenerbahçe’nin düzeninde. Teknik direktör olarak en zayıf kaldığı yanın bu olduğunu düşünüyorum. Sonuç olarak sahadan istediğini alarak ayrıldı ve 16 senelik seri onun yüzünden bozulmamış oldu.


Sonuç itibariyle yarış yeniden başladı. Üç takımın da avantajları ve dezavantajları bulunuyor. Önümüzdeki iki hafta yarışta belirleyici olabilir, bekleyip görelim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder